20 Ağustos 2012 Pazartesi

Yahu Atatürk Malatyalımı?

Efendim Atatürk malatyalıymış! Holivud filmlerine konu olacak tarzda hemde...

radikal gazetesi denen çaputun sözde gazetenin sözde yazarı:

”Mustafa Kemal, Malatya Akçadağ’da doğdu. Ailesi Çakıroğulları diye biliniyor. Babası Mamo lakaplı Mehmet Reşat Bey. Türkmen kökenli, Teşkilat-ı Mahsusa üyesi. Annesi Ayşe Hanım. Akçadağ’da çiftlikleri var. Halası Zübeyde Hanım, çeteler tarafından kaçırılıp, bir süre alıkonuyor. Aile, laf-söz olmasın diye O’nu çiftliklerinde çalışan Ali Rıza Efendi ile evlendirip, Selanik’e gönderiyor. Atatürk 5 yaşındayken babası, çeteler tarafından şehit ediliyor. Ayşe Hanım, oğlunu alıp Selanik’e gidiyor.O da vefat edince Ali Rıza Bey ve Zübeyde Hanım, küçük Mustafa’yı nüfusuna geçiriyor.” Hepsi bu kadar değil. Devamı da var. “ Atatürk , 1931 yılında Malatya ’ya gidince aileyi belediye hoparlöründen anons ettirmiş. Daha sonra da maaş bağlatmış. Atatürk ’ün abisi Ömer de cephede şehit olunca maaş çocuklarına geçmiş. Halen de ödenmeye devam ediyormuş…”

Olabilirmi?
Belki!!! Hatta neden olmasın???
Ancak neyi değiştirecek??? Hatta yukarıdaki yazılanlar da teşkilatı mahsusa babası şehid abisi şehid, mevcut bildiklerimizden çok çok çok daha iyi bir dönem den bahsedilmekte... Fakat radikal gazetesi gibi egemenlerin yerli-yabancı işbirlikçilerinin yaptığı yapacağı her hareket hainliktir!

19 Ağustos 2012 Pazar

Neyi Ördün Ben Ördüm


Savas Zurnaci (Çorlulu Savaş) ile klarnetci

Memleketin hali durumu ortada; son bir kaç haftadır terörle yatıp terörle kalkıyoruz, zaten yolsuzluğa hırsızlığa egemenlerin yerli işbirlikçiliklerine karşı alıştığımızdan fazla sorun etmiyoruz... Fakat teröre karşı daha tam alışamadık... Biliyoruz son bir hafta içinde pkk piçleri atağa kalktılar mebus kaçırdılar bir diğer mebuslarla kucaklaştılar; karakollar basıldı birkaç mehmet şehit verdik... Gündem akepe iktidarının istemediği şekilde gitmekte...

Fakat çok beyinli akepe iktidar güçleri gündemi değiştirmek adına olacak recep efendilerinin ağzından NEYİ ÇELİK AĞLARLA ÖRDÜN, BİZ ÖRÜYORUZ ÇELİK AĞLARLA... gibilerinden laflar dökülü verdi... Nefret gene kol gezmekte!!!

Aslında amaç belli!

Gündemi değiştirmek! Atatürk kavgası üzerinden artan terör olaylarını kapatmak göstermemek... Fakat bu çok beyinli akepe iktidar güçlerinin unuttuğu bir nokta vardı!

NEYİ ÖRDÜN, BİZ ÖRÜYORUZ - yalanına karşı çıkacak zaten bir elin parmakları kadar gazeteci - yorumcu - yazar - çizer bulunmakta... Anlayacağımız çete güçlerinin bu sefer oyunu kendi elinde patladı... Aynı teröre verdikleri destek gibi!

Görüşen şerefsizdir demişti ya recep efendi... sonra da kabul etmişti... Bilemiyorum!!!

Siz memleketi çelik ağlarlamı sarıyorsunuz yoksa yurdumuzu çelik ağlarlamı işgal ettirip kafamıza çuvallar geçirtip uluslar arası sularda vatandaşlarımızı öldürtüyorsunuz, bilinmez...

Son olarak blog olaylarımla fazla ilgilenemediğimi biliyorum recep efendiye sinirleri bozulanlar için çorlulu savaştan yukarıda ki videoyu izlemesini - lerini tavsiye ediyorum.

5 Ağustos 2012 Pazar

Casus Filan

Politika Siyaset Memleketin durumu ile bu ara blogda fazla uğraşmıyorum... Hem zamanım pek müsait değil hemde bilgisayar ve internetsizlik durumlarına karşı bağışıklığımı güçlendirmeye çalışıyorum... Oldum olasıda kendi çapımda dikkat dağılıklığı sorunları yaşamışımdır yaşamasına fakat yukarıdaki giriş gelişme hatta sonuç kısımlarına uygun olmayan son bilgilendirmenin yapılış açısını gerçekten beğenmedim.........

Casus Filan

Hani, pırıl pırıl subaylarımıza “casus” denildi de, aylarca hapis yatırılıp, kariyerleri, terfileri, hayatları kaydırıldıktan sonra “casus” olmadıkları anlaşıldı ya...

Basın camiasında bile tanınmayan, geçmişi meçhul “eleman”ın biri, “eleman gazete” tarafından “köşe yazarı” yapılır. “Kim bu lavuk?” diye merak etmeyen... Her köşe yazarını gazeteci zanneden ahalinin nazarında “önemli” hale getirilir.

Bilahare, bu “önemli” köşe yazarı bi makale döşenir, “Ay’da petrol var” der. Bu bilgiyi, çok güvenilir belgelere sahip ama, kimliğini açıklamayacağı “gizli bi tanık”tan aldığını belirtir. Eleman’ı köşe yazarı yapan gazete, makaleyi derhal manşete çeker: “Ay’da petrol bulundu!”

19 Temmuz 2012 Perşembe

Bloğa Gelenler Hk.


Bugün baktımda aslında dünde bakmıştım ondan önceki günde... Bloğa ulaşan kılıklı kılıksızların nerelerden seyirttiklerine ülkelerine vs bakar dururum... Nedense bugün baktığımda suudiarabistandaki yoğunlaşmayı ve yoğuşmayı fark ettim... Gelmeyin arkadaş siz! suudiarabları istemiyorum bloğumda!!! Faşizm diye işte buna denir! Brezilyalılar ne istiyor pek anlamadım... Amerikadan bağlananların cemaat bağlantılı olduğunu ciddi olarak düşünüyorum.

Hayata Mum Yakmak


Hayata mum yakmak nedir ne değildir ne amaca hizmet eder pek çözemedim; zaten post için afilli isim arayışından icat ettim ayrı mevzu ama olsada oldu olmasada oldu... snt.ant.Taksim İstanbul dan...

15 Temmuz 2012 Pazar

Kilit Serisi 1


Beyaz kapıyı....
Görselde görülmekte olan kilidin hikayesi ne yazmakla biter nede okumakla biter... 50-60 belkide 70 yıllık bir hikayenin kapısını kapatan kilit... Bu kapıyı kapatmak için belkide o kilitten önce defalarca değişmiştir belkide defalarca da değişmemiştir... Sorup öğrenmek gerek!!! Fakat hem duvarları eğri hem kapısı düşmüş bu kapı duvar ikilisinin hikayesi çok acıklıdır...
Vs vs.

Kelebek


Emirgan parkında rengarenk çiçek bahçeleri ile boğuşurken ''ilginç'' birşeyler ararken karşıma gümmm diye çıkan beni yere yatıran çöktüren ''KELEBEK'' arkadaş...
Deneyimlerimi çoğaltmam açısından iyi oldu.
Cihaz: D80 * 70-300 sigma apo dg

Uzun Aradan Sonra


İnsan hayatı açısından uzun sayılsa da Dünya gezegeni için çok da fazla olmayan bir süre ayrı kaldık-mıştık; memleketin son durumundan kinayeli kinayeli bahsetmiştim ayrıca kötü giden ''galp'' rahatsızlıklarımdan falanda bahsetmiştim son blog yazılarında... Neyse boşverelim bunları! Fotoğraf olayına dün itibari ile girmiştim sanıyorum birkaç iyi bişeyler çıktı...
Neyse özel seçmece karelerden biri ''görsele isim bulamadım'' bu yüzden isimsiz... 

10 Temmuz 2012 Salı

Yılmaz Özdil Kapesese

Uzun zamandır ne televizyon ne belgesel ne gazete ne kitap... Gündemi biraz olsun takip etmeye çabalıyorum fakat etkin siyaset ve ideoloji çalışmalarıma yoğunlaşamıyorum! Hatırımda kalan Samsunun atom bombası yemişçesine şerefsiz tokiciler yüzünden yıkılması! Polis kuvvetlerinin  eşinin yanında bir adamı işkenceden geçirmesi sonra saatlerce metruk binalarda işkenceye devam etmesi, suriye nin uçağımızı düşürmesi falan! Gerçi bunları görmezden de geldim, hiç yaşanmamış bunlar olmamış yada ben görmedim gibi... Fakat bu son kpss şeref noksanlığı ile iktidar güçlerinin irticai kadrolaşmalarının önüne geçilmesi gerektiğinin birkez daha farkına vardım!
Ne olacak? çankaya da oturan adam ve ekibi çıkacak benim içim rahat ben ''tatmin oldum'' diyecek, hırsızlık yok denilecek! Fakat tüm kadrolaşan terörist yobazlar şerefsizler ise yerlerinde kalacak!!! Ülke yönetmek yol yapmak köprü yapmak değildir! Ülke yönetmek ileriki nesillere daha düzgün bir ülke bırakmak bunun için uygar nesiller yetiştirmektir... Vs vs. Arkasındaki devasa şerefsiz medya gücünü alan akepe işgal güçleri oraya buraya sözde ayar verirken bir ülkenin şerefini izzetini namusunu yok etmiştir... Ne dedi? rauters?
Türkiye sadece gürlüyor, icraat 0!
Burada akepe çetesinin ihanetlerini rezilliklerini alt alta yazmanın alemi yok!
Vatan hainleri hırsızlar çeteciler satılmışlar derhal bulundukları devlet kurumlarından koltuklarından lütfen bi siktir olup gitsinler!
Türkiye Cumhuriyeti Laiktir Laik Kalacak! Nekadar yobaz piç hırsız karacahil terörist kadrolaşması yapsanızda biz Türkler nasıl dedelerinizi İSTİKLAL MAHKEMELERİNDE yargıladıysak sizleride bi ara yargılayacağız!!!
------
YILMAZ ÖZDİL - KAPESESE
İki sene önceki kapesese’de dümen yapıldığı, dini-imanı dilinden düşürmeyen arkadaşların soruları araklayarak, kul hakkı yemeye utanmadıkları ortaya çıkmışsa…
Öğretmenlik sınavında cevapların sızdırıldığı, iki kere ikiyi denk getiremeyen lavukların, imkânsız skora ulaşıp, 120’de 120 doğru yaptığı tespit edilmişse… Üniversite sınavının şıklarına kabak gibi şifre konulmuşsa… Ve, o şifre, büyüsünler de “badem” olsunlar diye “çağla badem”lere ezberletilmişse… Her üniversite sınavından sonra, şöyle şampiyonuz böyle birinciyiz filan diye, çarşaf çarşaf ilan veren takunyalı dershaneler, şifreli sınavdan sonra, gene çok başarılı olmalarına rağmen, her nedense, tek sütun bile ilan vermediyse… Polis Akademisi’ne giriş sınavında, soruların zimmete geçirildiği, hırsızların polis olmaya çalıştığı anlaşılmışsa… Daha bu ay, aynı Polis Akademisi’nde, bütünlemeye kalıp, çakmalarına rağmen, yönerge değişikliği katakullisiyle, 100 üzerinden 18 alanlar bile sınıfı geçtiyse…

Metro Kağıthane Rezaletleri Serileri

Metro Kağıthane ye yolumuz düştü... Colombia ayakkabılarım eskidiğinden yenilerine ihtiyaç duyduğumdan Metro Kağıthane mağazasına yolumuz düştü, keşke hiç düşmeseydi de pazartesi metro da başımıza gelenler hiç yaşanmasaydı... Şirket alman! Fakat yapısında üstün alaman teknolojisinden vs eser yok!

1- 169 lira değerindeki ayakkabılar birbirlerine plastik kelepçeler ile bağlanmış, arkadaş biz bunları denemek istiyoruz plastik kelepçeleri söksek denesek isteğimiz reddedildi... Zaten ayakkabılar raflara kutulu olarak terk edilmiş vaziyette ayakkabı bulmak için kutuları kendiniz parçalamak zorundasınız...


2- Nikon standındaki tüm ürünlerin bataryaları dslr makinelerde ise lensler sökük durumda, neden sorumuza ise hırsızlık bahane edildi... Hadi geçtik lensler için ayrı bağlantı akıllarına gelmemiş onuda aştık fazla eleman çalıştırmadıklarından hırsızlığın önüne geçilemiyor vs vs... Peki aşağıdaki nikon standının fotoğrafını çekerken stand eşkiyasının önümüze atlayıp;


-fotoğraf çekmek yasak!!!
-neden?
-güvenlik dolayısiyle!!!
-neden?
-güvenliği çağırıcam!!!
- abi burayı hemen terk edelim
konuşmamızın cereyan etmesinden sonra, mağaza müdürünün şirket domainli mail adresini almak istedik! Güvenlik veremeyeceğini söyledi! Usanmadık müşteri hizmetlerine gittik iki bayan arkadaş yardımcı olmaya çalıştılar şikayet etmek istediğimizi belirttik o arkadaşlarda mağaza müdürünü buldular! Mağaza müdürü ise yanımıza kadar geldi... Şikayetlerimizi belirttik!!!

Koskoca metroda sanıyorum görevini tek yapan kişi mağaza müdürü ve müşteri hizmetlerinde duran bayan arkadaşlar; gerisinin tamamını siktir edip yerlerine sokaktan başka adamlar yerleştirilse ilk gün bile sorun çıkmaz!!!
Not: Birdaha asla metro kağıthaneye gitmeyeceğim ayrı mevzu!
Not2: mağaza müdürünün çay içmeye davet etmesi ise şukulamaya değerdi.
Not3: metni oricinal bırakıyorum ilk okuduğumda edebi metnin edepsiz olduğunu gördüm. Bırakalım devrik cümleler kurulmaya anlamsız kelimeler yazmaya devam edilsin.

9 Temmuz 2012 Pazartesi

Fevzi Tuncay Futbolu Bıraktı

Beşiktaşın yaptığı kurtarışlarıyla değilde yediği abuk subuk gollerle kalplerimize ve beyinlerimize kazınıp birkaç nesil için efsaneleşen kaleci fevzi futbolu bırakmış... Bir beşiktaşlı olarak fevzi tuncay ı bende unutmayacağım, kaleci antrönörlüğü yapacakmış helal sana yap tabi!!! o oooo ooooo saldır beşiktaşım ooooo.

6 Temmuz 2012 Cuma

Sildim Lan

Son gıldır gıcık yayınların tamamını kaldırdım; zaten o yayınların orada olması bile gerçekten büyük hataydı, hatamı anladım; hatamdan döndüm! ''Tarih tekerrürden ibarettir'' cümlemizi çağırıştıran öyle devrik cümleler kurabilirdim ki buraya herkes şaşardı! Neyse işte kendimi oradaki serçe olarak görmüyorum, acitasyon yapsak neee yapmasak neee?
Can Yücel okuyamam lazım gecenin yarısında! - Nerden nereye?
Ha bu arada ''HUZURUMDAN KOVULDUN'' cümlesinin yada edebiyatımız gereğince herneyse lafını da acayip beğendim.
Unutmadan yayın başlığının hikmeti ise her-türlü sildim yok ettim!!! anlamındadır.

Neyse bloğa önem vermek lazımmış gibi gözükmekte...

17 Haziran 2012 Pazar

Uğraşamıyorum - Zaman Ayıramıyorum

Gündüz vardiyasının dayanılmaz hafifliğinde günleri doldururmakta olduğumdan memleketi kurtarmakla yükümlü kıldığım yada kılındığım ulvi görevimi yerine getirememekteyim... Neyse bugün aynı tükkanda çalıştığım çok sevdiğim bir ''arkadaşın'' (müdür laa işte) bana şöyle imalı imalı seslenmesi hakkında geyik döndürmek istemem-isteyesim gelmesinin gece yarısında öneminin ne benim için nede bloğa oradan buradan düşen yerli-yabancı kalablıkları yahut yanlızlıkları azlıkları ırgalamayacağının hatta bu saçma sapan yazıyı yazdığım ve saçma sapan pragrafı bize neden zorla okuturruduğumun yada okuturmak isteme nedeniminin? çok zekice çok önemsiz gereksiz ne alaka olduğunu cidden bilmekteyim. Unutmadan gözlerimden uyku akmakta bloglama ibadetim bittiği an uyumayı düşünüyorum. Uzatıldıkça uzatılan uzatıldıkça önemini her kelime her satır her cümle biraz daha yitiren bloglama işlemi muhtemelen bitmiştir. Gerçi bloğumla uğraşmak önemsizlik arz ediyorsa gözlerimden uyku akarken bütün bu manyaklık neden? Uykulu patetese bağlamış sıcaktan bütün devrelerinin yarısından biraz azını sıcak cumartesi günü yakmış birinin bloğuından ne beklenir? İçimi döktüm desem değil içimi dökmek başka bunları buraya karalamak başka desek; pragrafsız yazıyı pragraflara mı bölsem? Neyse sağa dayasam yeter.
şimdilik son....
not: uykulu vaziyette karaladm! kontorl etmem gerekir bile kesinlikle etmeyeceğim! Ben yanlış yapmam GARDAŞŞŞŞ! Sabah unutmazsam kontrol ederim...

11 Haziran 2012 Pazartesi

Kelebeğin Götüne Konan At Sineğinin Hikayesi

Hani bazı götverenlerin bloglarında saçma sapan amaçsız deli-deli manyakçasına sanatsal yarraksal küreksel fotoğraflar olur; bu götverenler de üstün zekalarının türlü türlü ''dışarvurumlarını'' ortaya dökerler azıcık jargon birazcık ekşi-sözlük ağızları ile delirirler ya bloglarında! Okuduğunuzda adam sanarsınız bu amın evlatlarını! İşte amın evlatları bloğunuza resim-görsel-fotoğraf ekleyip altınada sikişçi sikişçi yazılar yazacaksanız bunlardan iyisini bulamazsınız... Sanatsa sanat!
Fotoğrafımın Adı - Hayır ! Eserin Adı mı yazmalıyım? Karar vermekte zorlandım...
Kelebeğin götüne konan at sineğinin hikayesi

Kelebeğin götüne konan ....... adlı fotoğraf eserim-ile gurur duymaktayım.

Evde İnternet Yok


Ekmek yok!
O zaman pasta yesinler!
Yok ananın amccccığğğıııı!
Evet evde internetim yok, binadaki internet kullanıcıları ile de iletişime yüksek yoğun tempodaki iş hacmim yüzünden geçemiyorum, durum böyle gidince de yeni ortaklıklara girişemiyorum. E girişemeyincede internetsizim! EEeee en kötüsü 3 günlük izin süremde evde olmam - yada dışarıda sürtmem - fotoğraf çekme şeyim le beraber birleştiğinde internetsiz Dünyalı yaşam formu olurmu olmazmı durumum iyice manyadı!

Dana dana çıkıp avazım çıktığınca böğürmek istiyorum! Gardaaaaşşşş internetim yok! Ne'lcak gari bu işler diyesim arttı gene... Neyse!

Bu arada sanat dendiğinde benim için akan sular dereler akarsular durur.