Sivas Katliamı ve Katillerin Akp li Avukatları Savunucuları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sivas Katliamı ve Katillerin Akp li Avukatları Savunucuları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Nisan 2012 Perşembe

Demokratik Mısır ve Kanunları

Hani arap baharı denilen avrupa-abd-isrial in bölgede daha rahat nefes alması açısından icad edilen isyanlar devrimler vardı... Bu baharcılar isyan ederek sözde ülkelerini daha demokratik şartlara taşıyacaklardı! Sonuç? 

 Başbakan recep ortalarda geziyordu, aynısını libya içinde yapmıştı şimdide suriye için demokrasi çığlıkları yapıyor, sözde kurmaycıkları ise suudiarabistan denen krallıklar terörizmle yönetilen ülkeciklerde demokrasi arayışlarında bulunuyorlar...

Neyse terörist iktidar rejimle yönetilmeye devam edilen mısır dan iki önemli kanun!

1- 14 yaşında kızların evlenebilmesine olanak sağlayacak yasa yada kanun, aslında sapıklık - çağdışılık!

2- erkekler eşlerini kaybettikten sonra 6 saat içerisinde ölen kadınla cinsel ilişkiye girebilme serbestisi sağlayan müthiş kanun! Evet kadın ölecek! erkek 6 saat içinde ölü kadınla ilişkiye girebilecek...

Ölmüş kadına bile değer vermeyen demokratik ülke mısır ve onun dostu akepe iktidarı... Kadına saygı diyoruz kadına şiddete hayır diyoruz! Kadın için pozitif ayrımcılıktan bahsediyoruz! Sözde dost ülkelerimiz sözde rejimlerini taklit etmeye derinden derindan uğraştığımız yerli teröristlerimiz ise bu tip kanunların uygulandığı bir Türkiye için uğraşmakta...

Mısırlı kadın grupları bu sapık çağdışı insanlık ayıbı kanunların sözde demokratik mısır parlemontosundan :) geçmemesi için çağrılarda bulunmuş...

Bu tip sapkın çağdışı rejimcikleri destekleyen ahlaksız tarih öncesi yaratıklara ses çıkarmayan, gaflet dalalet hatta hıyanet uykularından bir türlü uyanamayan gerizekalı seçmenin artık, çağdışı rejim yanlılarının temel amaçlarını fark etmeleri gerekli! abd-israil güdümünde ikinci suudiarabistan olma yolunda ilerliyoruz görün bunu fark edin artık!

Türk kadını uyanık ol.

Turzim işinde çalışan biri olarak o geldikleri ülkelerde karaçarşaf giyen arapların burada nasıl giyindiklerini görüyorum! Uyanık olun Türk Kadını! Sonunuz mısırdaki kadınlar gibi öldükten sonra 6 saat içerisinde ilişki olmasın!

Önce zihinlerinin kapatıldığı karartıldığı sonrasında ise vücutlarının sanki bir mal bir et parçasından farksızca değerlendirilerek kapatıldığı Türk Kadını istemiyoruz... Yavaş yavaş zihinlerimiz narkozlandı, kötünün iyisini arar hale getirildik; öyle narkozlandık ki geçmişimizi cumhuriyerimizi sorgular olduk... Önce zihinlerimiz karartıldı sonrasında ise vücutlarımız... Bugün bunu yazabiliyoruz fakat yarından şüphemiz var!

Not: Çok uzun bir yazı oldu tek parça kasıcam, mısırdaki adı geçen ikinci maddeyi ilkin yanlış anladım, şöyleki adam karısı öldükten sonra 6 saat içinde başkabir kadınla ilişkiye girebileceğini anladım, yanlış anlamışım! Erkek ve kadın eşleri öldükten sonra altı saat içinde son bir kez yada son bir posta ilişkiye girebiliyorlarmış... Şimdi bunu islam alimlerinemi danışmak lazım ne yapmak lazım? Dünyada islam adı altında gerçekten garip şeyler yaşanmakta... Çok ilginçtir, merak ediyorum dünyanın değişik yerlerinde gerçekten sosyal-demokrat ve çağdaşça yaşayan dünya kadınlarına böyle bir uygulamayı nasıl izah edebiliriz? İslam bölgesel farklılıkları kabul eder fakat bu nasıl bir iştir?

14 yaşında evlilik 1400 yıl önce sorun olmaya bilirdi belkide son derece gerekliydi fakat bugün? Mısır uzaya çıkamamışken halen çöllerde abd israil köpekliği yaparken ve gelişmiş nesiller yetiştirmek zorunluluğu diğer ülkelerden daha daha fazla iken bu sapkınlıklara ve çağdışılıklara girişmesini hangi islamla bağdaştıracağız?

Sanıyorum okyanus ötesi imamcıklarımızın islam anlayışı ile aynı paralellikte olsa gerek!

15 Mart 2012 Perşembe

Penguen Sivas Katliamı Kapağı

Penguen son çok yaşa, yaya ya şa şa şa penguen penguen çok yaşa!!!

Akepe yi Diktatörlük Olarak İlan Ediyorum

I. recep efendinin Sivas olayları ile yaptığı müthiş sarsıcı boşaltıcı iğrenç açıklamalarından dolayı, artık bu siyasi çeteyi DİKTATÖRLÜK ve başkanınıda POTANSİYEL ELİ KANLI DİKTATÖR ilan ediyorum... Bunu düşünecek bunu yazacak gerçekten makul bir sebebim-sebeplerim var! Sivas ta insanların otele doldurularak yakılmasını, dışarı kaçmak isteyenlerin ise linç edileceği-edildiği bir ülkede yaşıyoruz... 
Suçluların bu diktatörlüğün kurucuları çalıştırıcıları ve üyeleri tarafından savunulduğu saçma-sapan ismi ünvanı anayasal-hukuk devleti denen ülkede yaşamak zorundayız, bu ayrı konu neyse...
Toparlamak gerekirse; Yurttaşların değerli insanların yakılmasının, suçluların kendi elemanları tarafından savunulduğu bununla da yetinilmeyip davanın düşmesi zaman aşımına uğraması - uğramaması için Türkiye nin bu hadiseye İNSANLIK SUÇU - KATLİAM gibi sıfatlar yüklemesi gerekirken bunu yapmaması!

I. recep efendinin ortaya atılarak memleketimiz için hayırlı uğurlu olsun demesi... Vb. faktörlerin biraraya gelerek sonucu kendi adıma belirgin hale getirmiştir.

akepe diktatörlüktür,
akepe nin başkanı ise diktatördür...

Sivas Katliamı İnsanlık Suçu Değil


Ne oldu?
Sivas ta yapılan insanlık suçunu, Türkiye insanlık suçu olarak görmedi, zorba-terörist-gerici-yobaz kalabalık bir gurup Türk aydınını kaldıkları otelde hapsetti, oteli ateşe verdi, ve içerideki insanların dışarı çıkmasını engelleyerek... Çoluk çocuk demeden bu eylemi din adına yaptılar... İnsanları Allah rollerine bürünerek, sanki Allah larmış gibi suçlu günahkar gördüklerini yakarak cezalandırdılar... Tek sebep?
Din - dindarlık... Yada benden olmayanı yakmak! Ötekileştirmek, kamplaştırmak saygısızca hayvanca yaptırımlarda bulunmak...

Olayda hayatını kaybeden 33 aydın ve 2 otel personelinin hayatı hiçe sayıldı... Ölenler arasında çocuklar gençler de vardı... Tüm bu yapılan teröristlik türkiyede insanlık suçu - insanlık ayıbı olarak görülmedi...

recep denen şahıs memleket için hayırlı olsun dedi... Gerçekten hangi sapkın ruh halinde bunu söyledi, yada oy veren kitlesinin belkide onun ağzından çıkmasını istediği bu düşman ve teröristçe kelimeleri kullandı... Hayırlı uğurlu olsun...

Hayatını Kaybeden 33 Yurttaşımız

Muhlis Akarsu - 45 yaşında, sanatçı
Muhibe Akarsu - 35 yaşında, Muhlis Akarsu'nun eşi
Gülender Akça - 25 yaşında
Metin Altıok - 52 yaşında, şair, yazar, felsefeci
Mehmet Atay - 25 yaşında, gazeteci, fotoğraf sanatçısı
Sehergül Ateş - 30 yaşında
Behçet Sefa Aysan - 44 yaşında, şair
Erdal Ayrancı - 35 yaşında
Asım Bezirci - 66 yaşında araştırmacı, yazar
Belkıs Çakır - 18 yaşında
Serpil Canik - 19 yaşında
Muammer Çiçek - 26 yaşında, aktör
Nesimi Çimen - 62 yaşında, şair, sanatçı, üç telli curanın son ustası
Carina Cuanna Thuijs - 23 yaşında, Hollandalı gazeteci
Serkan Doğan - 19 yaşında
Hasret Gültekin - 23 yaşında şair, sanatçı
Murat Gündüz - 22 yaşında
Gülsüm Karababa -22 yaşında
Uğur Kaynar - 37 yaşında, şair
Emin Buğdaycı -18 yaşında şair.
Asaf Koçak - 35 yaşında, karikatürist
Koray Kaya - 12 yaşında
Menekşe Kaya - 15 yaşında
Handan Metin - 20 yaşında
Sait Metin - 23 yaşında
Huriye Özkan - 22 yaşında
Yeşim Özkan - 20 yaşında
Ahmet Özyurt - 21 yaşında
Nurcan Şahin - 18 yaşında
Özlem Şahin - 17 yaşında
Asuman Sivri - 16 yaşında
Yasemin Sivri - 19 yaşında
Edibe Sulari - 40 yaşında, sanatçı
İnci Türk - 22 yaşında

33 kişinin dört duvar arasına hapsedilerek yakılmasını, dışarı çıkanların ise linç edilme durumunu Türkiye adaleti hukuk-kanun yapısı ve mevcut siyasi diktatörlük SUÇ ONURSUZLUK olarak görmedi... Bence bu akepe siyasi diktatörlüğünün SUÇU ONURSUZLUĞU VE AYIBIDIR...

SİVAS TA YAPILANLAR İNSANLIK SUÇU VE AYIBIDIR... Bunu kabul etmeyen akepe diktatörlüğü utanmalıdır...

Bekir Coşkun sivas katliamı ile ilgili yazısını ekliyorum:

1938… Dersim olayları zamanaşımına uğramadı…
Badem soruyor hesabını…
1945’te savaş yıllarında ekmeğin karne ile verilmesi zamanaşımına uğramadı…
Karne mühürlü sararmış nüfus cüzdanları zulasında, arada bir çıkartıp gösteriyor…
27 Mayıs 1960, zamanaşımına uğramadı…
12 Mart 1971, zamanaşımına uğramadı…
*
Kenan Evren evde yargılanmayı bekliyor…
33 sene geçti…
Zamanaşımına uğramadı…
*
Ama 19 yıl önce 35 kişiyi otel odalarına doldurup yakanların suçları zamanaşımına uğradı, dün dava düştü…
Başbakan “Memleketimiz için, ülkemiz için hayırlı olsun” dedi…
Sanki okul açtı…
Ya da sanki hastane temeli atıyor…
*
Madımak suçlularını savunanların avukatlarının tümü AKP’den milletvekili oldular…
Firardaki suçlular yakalanamadı…
Bu arada karakola gitti, iyi hal kâğıdı aldı, ehliyet çıkarttı, araba aldı…
Sonra sıra geldi evlenmeye…
Kalanları Almanya’ya kaçtılar… Malum Almanya’da dindarları dolandırmaktan arananlar Türkiye’ye kaçıyorlar… Türkiye’de insanları yakanlar Almanya’ya tüyüyorlar…
Kesiştikleri nokta ise; iktidarın kanatlarının altı…
*
Ve dün adalet yandı…
İnsanları otel odalarına doldurup ateşe vererek yakanların “insanlık suçu işlemedikleri” karara bağlandı…
Dava düştü…
Sevgili, hâlâ o can ozanın resmini bağrına basmış, hukukun merhemini bekliyordu mahkeme kapısında…
Polisler gelip dağıttılar…
Coplar ve tekmeler indi…
Yerde bir kırık çerçeve ve gülümseyen sevgili kaldı…
*
Buraya kadar normal yazabildim yazımı…
Burada…
Bilgisayarın üzerindeki ellerim yumuldu… Gözlerim harfleri seçemez oldu… Parmaklarım klavyedeki harfleri bulamadı…
Bağırdım…
Çağırdım…
Ağladım…
19 yıl öncesinden gelen alevler yeniden yükseldi…
Perdeleri tutuştu odamın…
*
Canları odalara kapatıp sevinç çığlıkları ile yakmanın “insanlık suçu” olmadığını mahkeme kararına bağladınız ya…
Keşke insan yakmayı “insanlık onuru” da saysaydınız utanmadan…
-------

Haksızlığa karşı ilk mücadele veren ve bu uğurda bile bile, gelecek nesiller adına kendini feda eden kimdir? Bu hak fedaisinin amacı ve emeği nedir? Utanmadan arlanmadan hayasızca İslam Dinini kendilerine kılıf susturucu eylemiş olanlar, ağızlarından burunlarından salyalar akıtarak yukarıda sorduğum kişileri ağızlarına alırlar... Ne kadar yazık! Hz. Hüseyin ve onun yolundan ilerlemiş olanların kemiklerini ahirete gününe kadar sızlatıyorlar! Haksızlığa mantıksızlığa ahlaksızlığa karşı mücadele etme, karşısında durmak için yollara dökülenlere bu uğurda hayatını kaybedenlere benden şahsım adına yani küçücük bir teşekkür. Eywallah Yurttaşlar!

4 Mart 2012 Pazar

Sivas Katliamı ve Katillerin Akp li Avukatları Savunucuları

KATİLLERİN AK PARTİLİ SAVUNUCULARI
Av. Celal Mümtaz Akıncı - Afyon Barosu Başkanı ve AKP oylarıyla Anayasa Mahkemesi üyesi;
Av. Hayati Yazıcı AKP’nin Devlet Bakanı;
Av. Haydar Kemal Kurt - AKP Isparta Milletvekili;
Av. Zeyid Aslan - AKP Tokat Milletvekili, Başbakan Erdoğan’ın eski avukatı;
Av. Hüsnü Tuna - AKP Konya Milletvekili;
Av. Burhanettin Çoban - Afyonkarahisar AKP’li Belediye Başkanı;
Av. Faik Işık - Başbakan Erdoğan’ın ve Süleyman Mercümek’in avukatı;
Av. İbrahim Hakkı Aşkar - 22. Dönem AKP Afyon Milletvekili;
Av. M. Ali Bulut - AKP Maraş Milletvekili ve Anayasa Komisyonu üyesi;
Av. Bülent Tüfekçi - AKP Malatya İl Başkanı;
Av. Halil Ürün - RP kayıp trilyon davası sanığı, AKP Afyon Belediye Başkan adayı;
Av. Mevlüt Uysal - AKP İstanbul Başakşehir Belediye Başkanı;
Av. Nevzat Er - Eski AKP Eminönü Belediye Başkanı;
Av. Suat Altınsoy - AKP Konya İl Başkanı Yardımcısı;
Av. Tayfun Karali - İstanbul Büyükşehir Belediyesi Darülaceze Müdürü;
Av. Ferruh Aslan - İstanbul Büyükşehir Belediyesi Basın Yayın Müdürü;
Av. İbrahim Kök - AKP Elazığ Milletvekili Aday Adayı;
Av. Ali Aşlık - Eski AKP İzmir İl Başkanı;
Av. Bedrettin İskender - AKP Ümraniye Belediye Başkan adayı;
Av. Ekrem Bedir - Sakarya AKP Hendek Belediye Meclis Üyesi;
Av. Faruk Gökkuş - AKP Kâğıthane Belediye Başkanlığı Aday Adayı;
Av. Hasan Hüseyin Pulan - AKP İstanbul İl Disiplin Kurulu üyesi;
Av. Hurşit Bıyık - AKP Trabzon İl Başkan Yardımcısı;
Av. Reşat Yazak - Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu Üyesi.

Adıyaman da alevi lerin evleri işaretlendi, iktidar güçleri ve onlara bağlı olan emniyet güçleri sessiz kaldılar, yetmedi bunları çocuklar yaptı...  dendi.. Olayı küçültmek isteğindeler, o büyük demokrasi şantajcısı önemli kadın gazeteciler sorospular nerede? Korktular mı islami terörist kapitalistler den? Adıyaman gibi memlekette bu tarz hareketin gerçekleşmesi ancak akepe ye yarar! Katliam! Bizim iktidarımızda Alevileri yaktık diyip oy dilenirler, sonuçta sivasın katillerinin savunuculuğunu yapmaktan utanmıyorlar; gerçek ortada değilmidir?